Ana içeriğe atla

The International (2009)



Film dünyanın içinde bulunduğu "güç dengelerinin" ne kadar farklı platformlardan hükmedildiğini, oldukça akıcı ve farklı mekan/kurgu düzleminden anlatmakta...

Bankaların aslında hayatımızda çok vazgeçilmez bir konuma ulaşmış olması, akabinde filmin odak noktası olan "kontrolü elde tutmanın" gereklilikleri için yaptıkları "acımasız" yatırım ve olayları izliyorsunuz.

Özellikle filmin son kısımlarının ülkemizde geçiyor olması oldukça enteresan bir durum...

Haluk Bilginer'in oynağı karakter ve final sahnesinin İstanbul'un en çarpıcı mekanlarından olan, Sultanahmet Camii, Yerebatan Sarnıcı ve Kapalı Çarşıda geçiyor olması mekan kullanımının ne kadar çeşitlendirildiğine örnek verilebilir.

İzlemesi zevkli, kurgusu fena sayılmayacak, oyunculuk açısından da gayet tatmin edici bir yapım...

Tavsiye olunur.

8/10 (Normalde 7 alır ancak mekan kullanımındaki başarıdan bonus +1 verdim.)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

AROG (2008)

AROG Cem Yılmaz'ın bizlere sunduğu son kahkaha yüklü yapımı... GORA yı izlemiş ve beğenmişseniz, Muhtemelen devam niteliğindeki bu yapım da hoşunuza gidecektir. Öncelikle filme hiçbir yorum okumadan ve önyargıları dinlemeden gitmeniz lazım... Yeni nesil komedi üstadı Cem Yılmaz, kendince oldukça başarılı bir iş çıkardığı gibi, Türk sineması sektöründe bazı taşların yerinden oynamasına da neden oluyor... Çıta her filmde bence biraz daha yükseldiğinden, formatın belirlenmesi ve izleyici çekebilmek için çok fazla detaycı / yoğun çalışma yapılması gerekiyor/gerekecek... Ben 130 Dk süre boyunca belirli bir levelin üstünde güldüm/eğlendim. Zaman zaman kurguya bağlı olarak yavaşlayan ve sizi acaba?lara sürükleyen anlar olsada, tempo iyi ayarlanmış, sonuçta 130 dk boyunca durmaksızın insanların gülmeyi beklemesi yersiz ve sağlıksız bir durum :) Filmin yapım ve senaryo aşamalarında oldukça titiz çalışıldığı, yaptığı göndermelerden dahi anlaşılabilir. (2001:Space Oddsey, Star Wars, Güncel S...

Yedek Subay Sınavı & Mülakat Notları

Yedek Subay Sınavı & Mülakat Notları Öncelikle Askerlik kavramının tanımından başlayalım: “ Mantığın bittiği yerde Askerlik başlıyor .” Evet birçoğunuz bu cümleyi duymuşsunuzdur. Hakikaten yerinde ve isabet oranı %100 bir önerme/tanım. Neden dersek, sosyolojik açıdan bakıldığında; insanoğlu varoluşundan bu yana, her çağ ve kültürde “ askerlik ” mefhumunu bir şekilde bünyesinde barındırmış, uygulamıştır. Aslında bakıldığında, emir – komuta zincirinde , verilen komutların düşünülmemesi, sorgulanmaması en doğal yaklaşım, aksi durumlarda kişileri bile bile kendi hayatları pahasına bir göreve gönderemezsiniz. Neyse, “-genelden detaya in kardeşim, başlıktaki konuya dönelim ” dediğinizi varsayarak; 03.04.2008 tarihinde Balıkesir Ordu Don.Kom . Sınav merkezindeki izlenimleri paylaşmaya başlıyorum (Sıkı durun, Artık Cambaz da Asker… :) ) -- Fiili olarak olmasa bile resmiyette 01.04.2008 tarihinden itibaren vatani görevimizi yapmak üzere yasalar önünde ASKER sayılmaktayız. -- 3. Sınav günü,...

Shoot 'Em Up (2007)

Monica Bellucci yi görünce, filmin adını duyunca, az çok da tarz olarak vurdulu kırdılı oyunları 80 li yıllarda oynamış iseniz, bu filmi seveceksiniz ;) Filmi birkaç kelime ile özetlemek gerekirse; "Aksiyon, Sınırsız Aksiyon..." Evet, farkında iseniz fazla bir tanımlama kullanmadım. Çünkü gerek yok, adamlar "-boşverelim gereksiz sıkıcı sinemasal diyalogları, babalar gibi yapalım çizgi-oyun-film karması bir yapım" demişler ve neticeye ulaşmışlar. Elbetteki filmi izlerken ; - Yok artık Lebron James ! - Bu kadar da olmaz be abi ! - Pes artık ! tarzında cümlelerin ağzınızdan dökülmesini yadırgamayın. Çünkü adamlar harbiden abartmış! Örneklersek; 1. Birsürü kişi ile ateşli çatışma halinde iken, büyük bir soğukkanlılıkla doğum için uğraşmak... 2. Hadi doğumu yaptırdın, Elde bebek, tek kurşun isabet etmeden, ben diyim 10, siz diyin 20-30 kişi alnından mıhlamak.... 3. Araçla seyir halinde arkadan gelen ve ateş eden ekibi etkisiz hale getirmek için, 2-Takla attıktan sonra ol...